
Hayal kurmak için ne çok zengin ne çok akıllı, ne de çok yetişkin olmak gerek. Tek ihtiyacın olan biraz çocuk olmak. Ama öyle basit hayallerden sözetmiyorum, üstü açık son model bir araba, içinde hizmetçilerin olduğu lüks eşyalarla dolu bir köşk, ya da dünyaca ünlü bir şarkıcı olmak gibi hayaller değil. Varolmayan ülkede Peter Pan, uzak galaksilerde yıldız savaşçısı, büyük bir imparatorluğun hükümdarı, dünyalar güzeli bir prensese sahip olan halk kahramanı olmak gibi hayaller...
Uçsuz bucaksız, sonu olmayan zihnimizde daha gerçekçi şeyler düşünmek yerine neden olması imkansız şeylerin hayalini kurmayalım. Gerçekçi şeyleri zaten bu dünyada yaşarız ama imkansız olaylar sadece zihnimizde ve bize ait. Havalarda uçmak varken niye yerde yürüyerek kısıtlayalım kendimizi. Madem zihnimiz sonsuz bir evren, niye dünyada takılı kalalım. Beynimin içinde oluşturduğum dünyada yaşamak daha eylenceliyken gerçek dünyada can sıkan şeylerin kölesi olmak acı veriyor bana. Seni bilmem ama ben gerçeklik ateşinde yanmak yerine imkansızlık denizinde yüzmeyi tercih ederim. Rüyalarda uçtuğum günler yaşarım, hayal edemediğim günler ise öldüğüm günlerdir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder